İnsanın Letaifi

İnsan on latifeden mürekkeptir. Bu letaifin beşi âlem-i emirden, beşi âlem-i halkdandır. Âlem-i emirden olan beş latife; Kalp, ruh, sır, hafi, ahfadır. Bunların usûlu (asılları) arş-ı mecidin fevkîndedir (üstündedir). Cevahir-i mücerrede olan işbu usûlün (asılların) Kudret-i ilahiye ile âlem-i imkânda cesed-i insanın (insan cesedinin) mevazi-i müteaddidesine taallukları vardır ki, o mevazi-i latifenin (latifelerin yerleri) ehline malum olan mahalleridir.


• Latife-i Kalp: İnsanın sol göğsünün iki parmak altında et parçası olan kalbin civarındadır. Ezeli kudret eseri olarak üzerine lafza-i celâl ( ismi celâli) nakşolunmuştur. Bu latifenin aslı, âlem-i emirde ve nûru kırmızı akîk rengindedir. Ef'al-i ilahî'nin tecelliyatına bağlıdir. Latife-i kalp; Âdem (a.s.)'ın kademidir. Kurb vilâyeti de (yakınlık ve velilik) Âdem (a.s.)'in kurb ve velâyetine münasebet tutar.


• Latife-i Ruh: İnsanın sağ göğsünün iki parmak altında olup latife-i kalbin tam hizasındadır. Latife-i kalp gibi bunun da üzerine lafza-i celâl nakşolunmuştur. Bu latifenin rengi sarı olup Sıfat-ı ilâhî'nin tecelliyatına bağlıdır. İbrahim (a.s.)'ın kademidir.


• Latife-i Sır: Sol göğsünün iki parmak üzerinde olup rengi beyazdır. Diğerleri gibi bunun da üzerinde lafza-i celâl nakşolunmuştur. Zât-ı ilâhî'nin tecelliyatına bağlıdır. Musa (a.s.)'ın kademidir.


• Latife-i Hafi: İnsanın sağ göğsünün iki parmak üzerinde olup üzerine lafza-i celâl nakşedilmiştir. Rengi yeşil olup Ubud-i ilahî'nin tecelliyatına bağlıdır. (Ubudiyet Nûru) Hz. İsa (a.s.)'ın kademidir.


• Latife-i Ahfa: Rengi beyaz olup etrafı kahverengi ile çevrilidir. Uhud-i ilahî'nin tecelliyatına bağlıdır. Resulullah Efendimizin Kademidir. Ezelde alınan ahd nümunesi sırr-ı muhammedi, burada mevcuttur. Ervah-ı ezelde ruhların Cenab-ı Hakk'a verdikleri ahdin üç nüshadan birisinin bulunduğu mahaldir. Bu ahdin diğer bir nüshası "Levh-i Mahfuz"da, üçüncü nüshası da "Hacerü'l- Es'ad/Esved"e nakşolunmuştur.


Yukarıda bahsedilen letaifden sadece latife-i kalbin üzerindeki lafza-i celâl yazılarını sâlik, rabıta esnasında görebilir. Diğer letaifteki lafza-i celâl yazılarını, bu letaifin envarı, latife-i kalbe nisbetle daha keşif olduğundan sâlik göremez.


İnsan vücudunda herbirinin ayrı bir mahalli bulunan bu latifeler, zikir haline yükselip tevhid durumuna gelince, ruh yaratılışı gereği olan marifete ererek (seyr-i sülûkunu tamamlayarak) Hakka'l-Yakîn mertebesine yükselir."

S.H. TUNAHAN (K.S.)


Maneviyat Kösesi