Şafii ilmihali

Namaz Vakitleri


Farz namazlar beştir.

1- Öglen Namazı: Bu namazın ilk vakti, güneşin zevale girmesiyle başlar; son vakti, zeval gölgesinden başka herşeyin gölgesinin uzunluğu kendi misli oluncaya kadardır.

2- İkindi Namazı: Bu namazın ilk vakti, herşeyin gölgesi kendi mislini geçtikten sonra başlar. Son vakti ise makul olan görüşe göre, her­şeyin gölgesi kendi gölgesinin iki misline yetişinceye kadardır. Güneşin batmasına kadar da kılınmasına caizdir.

3- Akşam Namazı: Bunun vakti (dar olduğu için, şöyle bir zaman ölçüsü tanınmıştır:) Güneş battıktan sonra normal bir Ezan-ı şerif oku­nup, abdest alınıp avret yerleri örtülüp 5 rekâtlık bir namaz kılınacak ka­dar bir zamandır. [1]

4- Yatsı Namazı: Bunun ilk vakti ufuktaki kırmızı şafağın kaybol­masından başlar, son vakti gecenin üçte biri geçinceye kadardır. İkinci fecrin (fecri sadığın) doğuşuna kadar da kılınması caiz görülmüştür.

5- Sabah Namazı: Bu namazın da ilk vakti, ikinci fecrin ( fecri sa­dığın) çıkmasından başlar.Sabah namazının son vakti ise makul görüşe göre ortalık açılıncaya kadar devam eder. Güneş doğana kadar kılınması­na da cevaz verilmiştir.



Delillerle Namaz Vakitleri


Bir günde kılınan beş vakit namazın vakitleri için delil olarak Ebu Mu­sa (r.a) Resulullah (s.a.v.)'den şöyle nakleder:

"Resulullah'a bir kimse geldi ve kendisinden namaz vakitlerini soru­yordu. Resulullah (s.a.v.) ona hiçbir cevap vermedi. Müteakiben fecr yarıldığı zaman sabah namazını ikame etti. Halbuki insanlar birbirini halen tanıyamıyordu. Sonra güneş ortadan meylettiği zaman müezzine emretti ve öğlen namazını kıldı. Cemaatin içinde en iyi bilen durumunda olan bir sözcü, gündüz yarı olmuştur der, idi. Sonra güneş yüksek iken emredip ikindiyi ikame etti. Sonra güneş battığı zaman emredip akşamı ikame etti. Sonra şafak kaybolduğu zaman emredip yatsıyı ikame etti. Sonra ertesi gün sabah namazını o kadar geri bıraktı ki bu namazdan çıkan herhangi biri güneş muhakkak doğmuştur yahut hemenhemen doğdu der idi. Sonra öğlen namazını dünkü ikindi vaktine yaklaşan bir vakte kadar geciktirdi.

Sonra ikindiyi o kadar geri bıraktı ki namazdan çıkan herhangi bir kimse güneş kıpkırmızı oldu der idi. Sonra şafağın kaybolacağı zamana yakın oluncaya kadar akşam namazını geri bıraktı. Sonra yatsı namazını gece­nin ilk üçte biri oluncaya kadar geri bıraktı. Sonra sabah olunca soruyu soranı çağırdı ve O'na:

"Namazın vakti şu iki vakit arasıdır." buyurdu. [2]

Bu hadisi şeriften beş vakit olan farz namazların ilk ve son vakitleri açıkça anlaşılmaktadır.

Hadisin ilk paragrafı namazların ilk vakitlerini, son paraprafı ise na­mazların son vakitlerini bildirmektedir.Bu hadisin açık hükmünden anla­şılıyor ki bir namazın kılınma vakti ilk vaktinden son vaktine kadar de­vam eder. Yani namazı vaktinin ilkinde, ortasında ve sonunda kılmak ca­izdir. Ama şu kadar ki efdal olan vakit ilk vakittir. Diğer vakitler cevaz ve meşruiyet vakitleridir. Beş vakit farz namazdan herhangi birini bile bi­le tehir etmenin ve hele hele son vakite geciktirmenin uygun olunmayaca­ğı da bilinmelidir.

Namaz vakitleri için artık başka delil ileri sürmeye ihityaç duymuyo­ruz. Peygamber (s.a.v.), soruyu soran adama ilkin cevap vermeyerek, da­ha sonra hem beliğ hem de tesirli olsun diye fiil ve sözleriyle tarif ederek namaz vakitlerinin anlaşılmasını en müessir halde belirtmiş oldu.



Namaz Vakitleri İçin Gerekli Bilgiler


Bir namaz, vaktinin içinde geciktirilerek ve geciktirilmeyerek kılınışı­na göre beş dereceye ayrılır.

a) Efdal olan vakit:

Bu vakit, namazların ilk giriş vaktinden 3 çeyrek saat geçinceye kadar olan vakittir. [3] Akşam namazını bundan istisna etmek gerekir. Çünkü zamanı çok dardır.

b) Namaz kılan kişinin ihtiyarına bırakılmış olan vakit.

Her vaktin evvelinden başlayıp mesela;Sabah namazında ortalık ay-dınlamncaya kadar,

Öğlen namazında Öğlen namazını kılabilecek bir vakit kalıncaya ka­dar,

İkindi de her şeyin gölgesi iki misline varıncaya kadar,

Akşam namazında efdal olan vaktin sonuna kadar.

Yatsı namazında gecenin üçte biri geçinceye kadar olan vakitlerdir.

Bu vakitteki namaz, kendisinden sonraki vakitten daha fazla sevaplı, evvelki vakitten ise daha az sevaplıdır. Yani ne kadar erken.kilınsa sevabı o kadar fazladır.

c) Kerahetsiz caiz olan vakit:

Namazların ilk vaktinden başlayıp, sabahleyin kızarıklığa, öğleyin öğ­len namazını kılabilecek bir vakte, ikindide güneşin sararmasına, akşam­leyin efdal olan vakte, yatsıda fecr-i kâzibe kadar olan vakittir.

d) Kerahetle caiz olan vakit.

Sabah namazı için kızarıklıktan, öğlen için namaz kılabilecek vakit ka­dar, ikindi namazı için güneşin sararmasından, akşam namazında efdal olan vaktin bitmesinden, yatsıda fecr-i kâzipten itibaren namaz kılabile­cek zamanda vakit kalıncaya kadar geçen zamandır.

e) Haram olup geciktirmeden dolayı günah sayılan vakit.

Geciktirmeyle haram olan vakit te namazı sığıdıramayacak kadar dar olan vakittir.

Namazın Farz Olmasının Şartları


Namazın farz olmasının şartlan üçtür:

1- Müslüman olmak.

2- Buluğ çağına girmiş olmak.

3- Akıllı olmak.

Bu üç madde mükellefliği gerektirir.

Yukarıda zikredilen üç şart yerine geldiğinde kişi ergenlik çağında olup, namaz kılmakla mükellef olmuş demektir. Aynı zamanda bu üç şart oluştuğu zaman artık o insan şer'i hükümlerin hepsinden sorumludur.

Kâfirlere namaz farz değildir. Ama yine de cezasını şekeceklerdir. Çünkü bunlar müslüman olup namaz kılabilirler. Kafirlerin namaz kılmaları muteber değildir, Bu nedenle kafirler Herşeyden önce müslü­man olmakla yükümlüdürler. Müslüman olduktan sonra namaz kılmaları istenir.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Sizi alevli ateşe sokan nedir? (diye sorulunca) derler ki: Biz namaz kılanlardan değildik..." (Müddessır: 74/42-47)

Küçük çocuklara ve delilere namaz farz değildir. Bu konuda Allah Resulü (s.a.v.) : "Kalem (mükelleftik) üç kişiden kaldırılmıştır. Ergenlik çağına girinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan ve aklı başına gelinceye kadar deliden" [1] buyurmuştur.

Burda şunu da belirtelim çocuk yedi yaşına gelince onu namaza alıştı­rıp, namaz kılmayı emretmek gerekir. Hz. Peygemberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Çocuk yedi yaşına geldiği zaman ona namaz kılmasını emre­din. On yaşına geldiğinde namazı terkederse onu dövün." [2]

Nafile Ve Revatıb Namazlar


(Farz namazlara tabi olmayan) sünnet namazlar beştir: 1-2. Ramazan ve kurban bayramı namazları. 3-4. Güneş ve Ay tutulması namazları. 5. İstiska namazı (Yağmur duası namazı).

Farz namazlara tabi olan (revatib) sünetler on yedidir:

- Sabah namazının farzından önce iki rekat.

- Öğlen namazının farzından önce dört, sonra iki rekat.

- İkindi namazının farzından önce dört rekat.

- Akşam namazının farzından sonra iki rekat.

- Yatsı namazının farzından sonra üç rekat. Bu üç rekattan biri vitirdir.

Müekked Olan Nafileler


Nafile olarak kılınan namazların 3 tanesi müekkededir.Bunlar da: Teheccüt namazı, Kuşluk namazı ve Teravih namazlarıdır.

Bunlara müekked denilmesinin sebebi, farz namazlara tabi olan, nafi­le namazlardan sonra sünnet olan namazlar oldukları içindir.



1- Teheccüt Namazı:


Bir diğer adıyla gece namazıdır. Gece vakti sü­resince kılınır. En efdal vakti gecenin üçte ikisi çıktıktan sonra kıl­maktır.

Teheccüt, uykuyu terketmek manasına gelir. Bu nedenle uykudan kalktıktan sonra kılınan namaz anlamına gelen teheccüt, ismini buradan almaktadır.

Bunun vakti uykudan kalktıktan sonra başlar fecrin doğuşuna kadar devam eder. Rekat sayısında herhangi bir sınır yoktur. Az veya çok iste­nildiği kadar kılınabilir.

Teheccüt namazının delili şu ayet-i kerimedir:

"Gecenin bir kısmında kalk ve sana mahsus bir fazlalık olmak üzere onunla (Kuran la) namaz kıl. Rabbinin seni övgüye değer bir makama çı­karması umulur." (İsra: 17/79)

Ebu Hureyre'den rivayete göre Peygamberimiz (s.a.v.)'e:

-Farz namazlardan sonra hangi namaz faziletlidir ve Ramazan ayından sonra hangi oruç faziletlidir? diye soruldu.Rasulullah (s.a.v.):

"Farz yazılmış namazdan sonra en faziletli namaz gece ortasında kılı­nan namazdır. Ramazan ayından sonra en faziletli Oruç ise, Allah ayı olan Muharrem orucudur." [1] buyurdu.



2- KuşIuk Namazı:


Bunun da diğer adı Dûha namazıdır. Sabah nama­zından sonra güneş bir mızrak yükseldikten sonra başlar, süresi Güneş'in tepe noktasına gelmesine kadar devam eder. En azı iki, en çoğu da sekiz rekattır.

Bunun delili Peygamberimiz (s.a.v.)'in şu hadisi şerifidir:

Ebu Hureyre (r.a) rivayet eder: "Kalbim dostum bana üç şey tavsiye etti. Bunları yaşadığım müddetçe asla terketmem. Bunlar, her aydan üç gün oruç, Duha namazı ve Vitir namazı."[2]

Ümmü Hani şöyle rivayet eder:

"Mekke'nin fethi senesi Hz. Peygamber Mekke'nin en yüksek yerinde bulunuyordu, yıkanmak için kalktı. Hz. Fatıma da ona bir perde gerdi. Sonra Hz. Peygamber elbisesini aldı ve ona sarıldı sonra kuşluk namazını sekiz rekat olarak kıldı." [3]



3- Teravih Namazı:


Teravih namazı Ramazan ayında yatsı namazın­dan sonra kılınır, yirmi rekattır. İleride açıklanacaktır.

Teravih namazının delili için Hz. Aişe (r. anha) şöyle demiştir:

Bir gece Rasulullah (s.a.v.), mescidde namaz kıldı. Bazı insanlar da peygamberin namazına uyup namaz kıldılar. Sonra ertesi gecede böyle cemaatle namaz kıldılar. Halk çoğaldı. Üçüncü yahut dördüncü gece halk yine toplandı. Fakat Rasulullah o gece onların yanına (namaz kılmağa) çıkmadı. Sabahleyin çıkıp namazdan sonra: "(Ey nas!) sizin cemaatle Ra­mazan namazı kılmağa olan şiddetli arzunuzu gördüm. Benim için de na­maza çıkmağa hiç bir engel yoktu. Yalnız üzerinize farz kılınmasından en­dişe ettim." [4] buyurdu.

Diğer bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir:

Hz. Ömer döneminde insanlar Ramazan ayında yirmi rekat teravih na­mazını kılardı. [5]

Şafii mezhebinde hangi sünnet olursa olsun, kılınırken iki rekatta bir selam verilmesi daha da sevaptır.

Yukarıda açıkladığımız 5 vaktin farz olan namazlarının rekat sayıları şunlardır:

Sabah namazı:2 rekattır. Öğlen namazı: 4 rekattır. İkindi namazı: 4 rekatır. Akşam namazı :3 rekatır. Yatsı namazı: 4 rekattır.

Ayrıca cuma günleri öğlen namazı yerine iki rekat cuma namazı da farzdır. İleride açıklanacaktır.

Nafile (Sünnet) Namazların Çeşitleri


Farz namazlar dışında ve terkedilmesi caiz olmakla beraber kılın­ması tercih edilip fazilet ve sevaba sebep olan namazlara nafile na­mazlar denir. Bu çeşil namazlara tatavvu, mendup, sünnet ve müste-hap namazlar da denir.

Nafile namazlar, farz namazlarda meydana gelen eksikliği ve ku­suru gidermek ve terkedilen farz namazlar yerine hesap edilmek üzere meşru kılınmıştır. Kul kendisine düşen görevi kusursuz ve eksiksiz yaptığı takdirde onun farz ve nafile namazları tam olarak Allah ka­tında değerlendirilir. Şayet farzlarında kusur ve eksiklik gibi durum­lar varsa, nafileleriyle onarılarak yerine sayılır.

Zimmetinde farz namaz borcu olup bunu ödemeden ölen kimse­nin kılmış olduğu nafile namazlar varsa, her yetmiş rek'at nafile bir rek'at farz yerine hesap edilerek borcundan düşülür.

Nafile namazların çeşitleri şunlardır:

Nafile namazlar önce kendi aralarında ikiye ayrılır. Bunlar;

A) Farz namazlara tabi olan nafileler. Bunlara revatib de denir.

B) Farz namazlara tabi olmayan nafileler.

Şimdi bunları biraz açıklayalım:

Farz namazlara tabi olan nafileler de müekkede ve gayri müekkede olarak kendi aralarında ikiye ayrılır:

a) Müekkede olan Revatib: Peygamberimiz (s.a.v.)'in genellikle kıl­dığı ve nadiren terkettiği sünnetlerdir.

b) Gayr-i Müekkede olan Revatib: Peygamberimiz (s.a.v.)'in bazan kılıp bazan kılmadığı sünnetlerdir. Bunları açıklayalım:

A) Farz Namazlara Tabi Müekked Sünnetler


Bunlar on rekat olup şunlardır:

a) Sabah namazının farzından önce iki rek'at. Fatiha' dan sonra birinci rek'atta Kâfirun suresini ve ikinci rek'alta İhlas suresini okumak sünnettir. Selamdan sonra sağ yan üzerine, kıbleye doğru mezarda olduğu gibi yat­mak ve şu duayı okuması sünnettir:

"Allahümme rabbe Cibrile ve Mikaile ve İsraf ile ve rabbe Muhamme-din sallallahu aleyhi ve sellem'e etimi minennar. (üç kere)

Allahümme inni es'elüke ümen nafien ve rtzken vasien ve amelen mü-tekabbelen" duasını üç defa tekrarlamak sünnettir.

Türkçesi: "Ey Cebrail'in, Mikail'in. İsrafil'in ve Muhammed (s.a.v.)'in rabbi olan Allahım! Beni ateşten kurtar. Ey Allahım! Ben sen­den faydalı ilim, geniş rızık ve kabul olunan amel dilerim."

b) Öğle namazının farzından önce ve sonra ikişer rek'at. Cuma namazı da öğle namazı gibidir.

c) Akşam namazının farzından sonra iki rek'at. Bunda da Fatiha'dan sonra birinci rek'atta Kâfirun, ikinci rek'atta da İhlas surelerini okumak sünnettir. [1]

d) Yatsı namazının farzından sonra iki rek'at.

B) Farz Namazlara Tabi Gayri Müekked Sünnetler


Gayri müekked on iki rekattır.

a) Öğle namazının farzından önce ve sonra ikişer rek'at. Cuma namazı da öğle namazı gibidir.

b) İkindi namazının farzından önce dört rek'at.

c) Akşam namazının farzından önce hafif iki rek'at. (Camii'de ise eğer vakit var­sa),

d) Yatsı namazının farzından önce iki rek'at. (Camii'de ise eğer vakit varsa) Bu sünnetler hakkında bilgi ve deliller belirtildi.

Yukarıdan da anlaşılacağı üzere öğle ve cuma farzlarından önce ve sonra ikisi gayr-i müekkede olmak üzere dörder rek'al, namaz kılmak sünnettir. İki rek'atta bir selam vermek daha faziletli olmakla beraber dört rek'atta selam vermek de caizdir.

Farzlara bağlı sünnete niyet edilirken hangi namazın ilk veya son sünneti oldu­ğunu belirtmek gerekir. Mesela "Öğle namazınm farzından önceki iki rek'at sünneti­ni eda etmeye niyet ettim." diye niyet edilir. Diğerleri de buna göre yapılır.

Sünnetlerde de farzlarda olduğu gibi ihram tekbirinden sonra Eûzu Besmele çekilip, Fatiha okunduktan sonra bir sûre veya bir miktar ayet okunabilir. Rüku ve secdelerden sonra ikinci rek'ata kalkıldığında Eûzu Besmele çekilip yine Fatiha'dan sonra zammı sure okunması sünnettir. Rüku ve secdelerden sonra oturulup teşehhüd okunur. Peygamberimiz (s.a.v.)'e salaval getirilir.

Eğer dört rek'ata niyet edilmiş ise (farz ve sünnet) "Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin" denildikten sonra tekbir alınarak üçüncü rek'ata kalkılır. Kalkarken elleri kulaklara kadar kaldırmak da sünnettir. Üçüncü ve dördüncü rek'atta Eûzu Besmele çekilip Fatiha okunur. Fakat sure veya ayet okunmaz. Şayet iki rek'atta niyet edilmiş ise teşehhüdden sonra Allahume salli ve barik duaları okunduktan sonra selam verilir.

Vitir Namazı


Vitir namazı farz namazlara bağlı sünnetlerin en müekkedi ve en önemlisidir. Yatsı namazının farzından sonra kılınır. Eh azı biı; en çoğu onbir rek'att ir.

Fazilet bakımından en azı üç rek'attır. En faziletli kılınış şekliiki rek'atta bir selam

vermek ve tek rek'atı en son ayrı bir niyetle kılmaktır.

Vitir namazı üç rek'at kılındığında Fatiha'dan sonra birinci rek'atta "Sebbihisme rabbike'l â'la" suresini, ikinci rek'atta "Kâfirun" suresini ve son rek'atta 'İhlas, Kuleûzu bi rabbilfalak ve Kuleûzu birabbinnas ' sure­lerini okumak sünnettir. 5 rek'at veya daha çok kılındığında mezkur sure­lerin son üç rek'atta okunması yine sünnettir.

Vitir namazı farzlara bağlı diğer sünnetler gibi cemaatla değil, tek ba­şına kılınır. Ancak Ramazan ayında onaltıncı gecesinden itibaren son ge­cesine kadar son rek'atın rükuûndan itidala kalkınca itidal halinde iken Kunul Duası'nı okumak sünnettir.

Kunut duası namazın sünnetlerinde Eb'ad 'Bölümü'ndedir. Ondan ön­ce şunu okumak da sünnettir:

"Allahumme inna nesîaînuke ve nestağfiruke ve nesîehdike ve nü'minu bike ve netevekkeiu âleyke ve nüshi aleyke'l-hayva küllehü neşkürüke ve la nekfüruke ve nahlau ve netrüku men yefcüruke, Allahumme iyyake na'budu ve leke nusalli ve nescüdu ve ileyke nesâ ve nahfidu nercu rah-metike ve nahşa azabeke. Inne azabeke bil küffari mülhık.

Farz namazlara tabi olmayan nafile namazlar da iki kısımdır:

A) Cemaatle kılınması sünnet olmayanlar.

B) Cemaatle kılınması sünnet olanlar.

a. Duha (Kuşluk) Namazı:


Bunun vakti, güneşin doğup bir mızrak boyu kadar yükselmesiyle baş­lar ve öğle namazına yaklaşık olarak bir çeyrek saat kalıncaya kadar de­vam eder. En faziletli zamanı ise gündüzün dörtte biri geçinceye kadar olan süredir. En azı iki rek'at, en faziletlisi sekiz rek'attır. İki rek'atta bir selam vermek daha da sevaptır.



b. Teheccüd (Gece) Namazı:


Gece bir miktar uyuduktan sonra kılınır. Vakti, yatsı namazı kılındık­tan sonra başlar ve fecir doğuncaya kadar devam eder. En faziletli zamanı gece yarısıdır. Bundan sonra en faziletli zamanı gecenin sonudur. En azı iki rek'attır. Çoğu için bir sınır yoktur.


c. Tevbe Namazı:


Günahlarından pişmanlık duyup tevbe eden kimsenin iki rek'at tevbe namazını kılması sünnettir. Daha sonra tevbe ve istiğfar ederek Allah'tan affını diler.


d. Tahiyyetü'l-Mescid Namazı:


Cami veya mescide giren kimse oturmadan önce bu niyetle iki rek'at namaz kılar.Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz camiye girdiği zaman iki rekat namaz kılmadan oturmasın." [1]

Tahiyye, saygı demektir. Bu namaz camiye saygı maksadıyla kılınır. Giren kişi oturmadan -gerektiiği için- herhangi bir farz veya başka bir nafile namaz kılarsa onunla Tahiyyetü'l-Mescid namazının faziletini de kazanmış olur. Herhangi bir namazı kılmadan bile bile oturan kimse bu namazı kaçırmış sayılır. Fakat unutarak veya bilmiyerek oturup hemen kalkarsa bu namazı kılabilir.

Cemaat farz namaza durmaya başlarken camiye giren kimsenin hemen cemaata katılması daha faziletli olduğu için tahiyyetü'l-mescid namazı ile meşgul olması mekruhtur. Mekke'de Mescidü'l-Haram'a giren kimsenin de tahiyyet'ülrmescidi Kabe'yi tavaf etmek olduğu için bu namazı kıl­ması mekruhtur.

Allaha razi olsun kardesim kilmakta devamli yarar vardir

e. Teşbih Namazı:


Bu namaz dört rekattır. İki rek'atta bir selam vermek daha iyidir. Mek­ruh vakitler dışındaki bir zamanda kılınır, her rek'atla 75 defa, "Sübhanal-lahi ve'l-hamdu lillahi ve la ilahe illallahu vellahu ekher" okunur. Bunun 15 (onbeş) adedi Fatiha ve sure veya ayetlerden sonra ayakta, onar adedi de rüku, itidal, birinci secde, secdeler arasındaki oturuşda, ikinci secdede ve ondan sonraki istirahat veya teşehhüd oturuşunda bu rükünlerdeki teş­bihlerden sonra, teşehhüd oturuşunda ise teşehhüdden önce okunur.

Bir rükünde mezkur teşbihleri yanılarak okumayıp diğer bir rükne ge­çen kimse geri dönüş yapamaz. Bu sebeple unuttuğu teşbihleri vardığı rü­kün tesbihleriyle birleştirerek hepsini okur. Ancak itidal ve iki secde ara­sındaki oturuş kısa rükünler olduğu için rükua ait unutulan teşbihler iti— dalde değil de ilk secdede okunur ve ilk secdede unutulan teşbihler, sec­deler arasındaki oturuşta değil de ikinci secdede okunur.

İbni Abbas'tan rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) Abdulmuta-lib'in oğlu Abbas'a şöyle dedi: "Ey amcam, sana sevap verilmesini, ba­ğışlanmanı, Allah tarafından sevilmeni ister misin? Sana on çeşit günahı­nı silecek bir şey öğreteyim ki bunu yaptığın takdirde, Allah evvel ve ahir eski ve yeni, bilerek ve bilmeyerek, büyük ve küçük gizli ve açık günahla­rını, affeder. Dört rekat namaz kılarsın her rekatında Fatiha ve bir sure okursun. Birinci rekatla okumayı bitirince ayakta iken; 'Sübhanallahi velhamdülillahi ve lailahe illallahu vallahu ekber'i onbeş kere söylersin. Sonra rükua inersin. On defa da rükuda okursun sonra da rükudan başı­nı kaldırınca on kere aynısını söylersin. Sonra secdeye iner on kere söy­lersin. Secdeden başını kaldırınca on kere söylersin sonra tekrar secde eder on kere söylersin. Secdeden başını kaldırır on kere daha söylersin. Böylece her rekatta yetmiş beş teşbih yapar. Diğer rekatlarda da aynısını yaparsın. Gücün yeterse günde bir kere kıl. Günde bir kere küamazsan, haftada bir kıl, haftada bir kere küamazsan ayda, ayda bir kere küamaz­san, senede bir kıl. Eğer onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl." [1]

f. İstihare Namazı:


Bir işin hayırlı olup olmadığında tereddüt eden ve hayırlı olan şıkka kalben taraftar olmayı dilemek için kılınan bir namazdır. Mekruh vakitler dışında kılınmalıdır. İstihare niyetiyle iki rek'at namaz kılındıktan sonra aşağıda yazılı dua okunur. Sonra kalb neye taraftar olursa ona göre davranılır. Bazan iştihara namazı ve duasından sonra uyumak ve rüya görmekle karara varılmak istenir. Fakat rüyadan ziyade kalbin temayülü esastır.

Cabir bin Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v.) Kur'an'dan bir sure öğretir gibi, işlerimizin tümü hususunda istihare duasını öğretmek üzere: "Sizden biriniz kalben bir işe azmettiği vakit, farzın dı­şında (istihare niyetiyle nafile olarak) iki rekat namaz kılsın. Namazdan sonra şu duayı okusun'1 buyurdu:



İstihare Duası:


"Allahümme innî eslahiruke bi îlmike ve estakdiruke bi kudretike ve es'eluke min fadüke'1-azîm. Feinneke takdim ve la akdiru ve ta'lemu ve lâ a'lemû ve ente âllamü'l-ğuyûb. Allahumume in künte ta'lemu enne haze'l-emre hayrün li fi dini ve meaşî ve akıbeti emri fakdürhu li ve yessirhu li sümme bârik li fihi ve in künte ta'lemu enne hazel emre şerrim li fi dini ve meâşi ve akibeti emri fesrifhu ânni vasrifni ânhu vakdür liyel hayra haysu kane sümme ardını bihi" [1]

Duanın türkçesi:

"Allahım, hakkımda hayırlısını sen bildiğin için ben hayırlısına irşad edilmemi senden islerim ve gücünden yardım diliyerek hayırlısına gücü­mün yetmesini senden dilerim ve senin büyük fazlından isterim. Çünkü sen (her şeye) kadirsin. Ben hiç bir şeye kadir değilim. Sen her şeyi bilir­sin. Ben hiç bir şey bilmem. Sen herkese gizli olan her şeyi çok bilensin. Allahım istediğim bu iş senin ilminde benim için dinime, hayalıma ve âhiretime hayırlı ise bana mukadder kıl, bana kolay kıl ve bana mübarek kıl. Eğer bu iş senin ilminde benim için dinime, hayatıma ve âhiretime şer ise bu işi benden, beni de-bu işten çevir ve hayır nerede ise onu bana mu­kadder kıl. Sonra nefsimi bu hayra razı kıl."


g. İhram Namazı:


Hac ve umre niyetiyle ihrama girmek isteyen bir kimse ihrama girme­den önce iki rek'at ihram namazını kılar. Ancak ihrama girmesi mekruh vakitlere tesadüf ederse bu namaz kılınmaz.


h. Tavaf Namazı:


Kâ'be'yi tavaf ettikten sonra Makam-ı İbrahim'in yanında veya oraya yakın bir yerde iki rek'at tavaf namazı kılınır.

İbni Ömer şöyle rivayet etmiştir. "Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke'ye girdiği zaman yedi kere Ka'beyi tavaf etti. Sonra Makam-ı İbrahim'in karşısında iki rekat namaz kıldı." [1]


ı. Evvâbin Namazı:


Bunun vakti akşam namazından sonra başlar ve yatsı vaktinin girme­siyle bitmiş olur. En az iki. en çok yirmi rek'attır. Kemâl ve faziletin en azı ise altı rek'attır. İki rek'atten fazla kılmak istediğinde iki rek'atta bir selâm vermek daha faziletlidir.

Bu namaza gaflet namazı adı da verilir. Çünkü akşam yemeği ve uyku sebebiyle çok insanlar bunu terkederler. Bir Hadisi Şerifte Allah Resulü (s.a.v.): "Her kim akşam ile yatsı namazları arasında altı rekat namaz kı­larsa, Allahu Taâla ona oniki senelik namaz sevabı yazar" [1]

J. Abbest namazı:


Abdest uzuvları kurumadan 2 rekat abdest sünneti kılmaktır.

Ebu Hureyre rivayet eder. Rasulullah (s.a.v.) Bilal (r.a)'a şöyle dedi: "Ya Bilal islamiyetle yapmış olduğun en iyi ameli bana söyle çünkü cen­nette önümde yürürken ayakkabılarının sesini işittim" buyurunca, Bilal şöyle cevap verdi: "Gece ve gündüz herhangi bir suretle abdest aldığım zaman, mutlaka o abdestte bana farz olmayan bir namaz kılardım."


k. Yolculuk Namazı:


Yolculuğa çıkılacağı zaman evden çıkmadan önce iki rek'at ve yolcu­luktan dönüşte iki rek'at yolculuk namazı kılmak sünnettir.Yolculuktan dönüşteki sünnetin eve varmadan önce camiye uğrayıp orada kılınması daha sevaptır.

Ka'b İbni Malik (r.a)'dan rivayeten Rasulullah (s.a.v.), gittiği her se­ferden muhakkak gündüzleyin kuşluk vaktinde gelirdi. Geldiği zaman ev­vela mescide gelir, orada iki rekat namaz kılar sonra da orda otururdu. [1]

İmam Nevevi burdaki iki rekat namazın tahiyyetülnmescit için değil de seferden geliş nimetine şükür olduğunu ve oturmanın da halkın kendi­sine geleceği hoş geldin denilmesi için mescit yahut evine yakın açık ve düz bir yerde ziyaretçilere karşı hazırlık için müstehap olduğunu bildirir.

B) Cemaatla Kılınması Sünnet Olan Nafile Namazlar

a. Teravih Namazı:


Ramazan ayına mahsus olan bu namazın vakti yatsı namazının kılın­masıyla başlar ve fecrin doğuşuna (sabah namazına) kadar devam eder.

Teravih namazı 20 (yirmi) rek'attır. İkişer rek'at kılınması gerekir. Dört rek'atta bir selam verilirse namazı batıldır. Cemaatla kılınması daha fciletli olmakla beraber tek başına kılmak da caizdir.

Bir noktayı belirtelim:

Teravih namazının rükün, şart ve sünnetler ile mekruhlar ve namaza aykırı hareketler bakımından diğer namazlardan hiçbir farkı yoktur. Çok hızlı kılındığından bazan rükünler eksik kalır ve bozulur. Bu takdirde kı­lan kişi sevab kazanmadığı gibi haram işlemiş olur.

Bu nedenle ya doğru dürüst kılınmalı veya hiç kıhnmamalıdır. Ama şu var ki rükünler kaçırılmadan acele kılınabilirse de rükünlerin kaçırılma­ması için azami gayret sarfedilmelidir.

Teravih namazını kıldıracak olan imamın arkasındaki cemaatin nama­zın rükünlerini kaçırmaması için son derece dikkat etmesi lazımdır.

b. Her iki Bayram namazı.

c. Küsuf (Güneş tutulması) namazı.

d. Husuf (Ay tutulması) namazı.

e. İstiska (Yağmur duası) namazı.

İleride bu namazlar ayrı ayrı açıklanacaktır.

NAMAZIN ŞARTLARI


Namaza Başlamadan Önce Gerekli Olan Şartlar


Namaza başlamadan önce gerekli olan şartlar beş tanedir:

1- Hades ve necasetten taharet (abdest almak ve vücudun herhangi bir yerinde necis bulunmamak).

2- Temiz elbiselerle avret yerlerini örtmek.

3- Temiz bir yerde durmak.

4- Namaz vaktinin girdiğini bilmek.

5- Kıbleye yönelmek.

İki yerde kıblenin terkedilmesi caizdir.

a) Savaş esnasında, şiddetli korkulu durumlarda.

b) Yolculuk sırasında herhangi bir binek üzerinde kılınan sünnetlerde kıblenin terkedilmesinde bir sakınca yoktur.



Namazın Sahih Olmasının Şartları


Namazın sahih olması için bazı şartlar ve belirli rükünlerin bulunması gerekir.

Şartlar, lugatta 'alamet' demektir. Şeriatta ise, varlığı kendisinin varlı­ğına bağlı bulunan ve onun gerçek varlığından ayrı olan şeylerdir.

Şaıtlai ıkı tuıludur Bin teklif şartları yahut farz olma şaıtlaııdır ki is­lam, akıl ve baliğ olma bunlaıdandır Diğeıı ise sıhhat şartlarıdır Bunlar da namazın sıhhati kendilerine bağlı olan şartlardır ki yukarıdaki madde­lerin biraz daha açıklanmasdır

1) Hades ve necasetten temiz olmak, yanı abdestlı olmak ve vücut üze­rinde namaz kılmaya mam herhangi bir necıs olmamak

Yüce Allah Kur'an-ı Kerım'de şöyle buyurmuştur

"Ey iman edenle)' Namaza kalktığınız vakit yuzleıımzı ve dıı teklet e kadü} ellerinizi yıkayın, başınızı mesnedin, ayaklarınızı da topukla)a ka-daı yıkayın Eğeı cunup iseniz boy abdestı alın' (Maide: 5/6)

Peygambeıımız (sav) "Abdestsız hıçbu namaz kabul olunmaz" bu-yurmuştuı [1]

2) Temiz elbiseyle oı tünmek (setıi avret) Allahu Taâla şöyle buyu-muştur "Ey Adem oğullan, heı mescit huzurunda zınetımzı (elbiselerini­zi) giyin " (A’raf: 7/31) Hz Aışe'den rivayete göre, "Hayız gören ve balığa olan bir kadının namazı, ancak başını ortmesıyle sahih oluı " [2]

Hayız ve balığadan kasıt hayız yaşına giren kadın demektir Kadının başını örtmesi gerektiği halde, diğer yerlerini de örtmesi daha da öncelik arz edeı Şu halde, alimlerin ittifakına göre Kadının avret yen, el ve yuzu hariç vücudunun butun kısmıdır

Eıkekleıın avret yen ise, diz ile göbek arası olan bölgedir

3) Temiz bıı yeıde durup namaz kılmak.

Bıı bedevi, mescide kuçuk abdestını yaptığında, Hz Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur "Onun sidiği üzerine bir kova su dokun "

4) Vaktin girdiğini bilmek Bu da uç şeyle bilinir

a) Kesin ılım: Güneşin battığını veya doğduğunu görmek, gibi

b) Ictıhad: Gölge gibi zanna dayalı delillere dayanmak

c) Taklıd: Burada da vaktini iyi bilen bir ehil kişiyi taklit etmektir Namaz vaktinin girdiğini bilmek için delil Allah'u Taala Kur'an-ı

Keıım'de şöyle buyuruı "Muhakkak ki namaz, mu'mınler uzeıine belirli vakıtleıde farz kılındı " [3]

5) Kıbleye yönelmek (istikbali kıble).

Bunun da delili şu ayeti kerimedir: "Nereden yola çıkarsan çık. Yüzü­nü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Nerede olursanız olun. Yüzünüzü o ta­rafa çevirin." (Bakara: 2/150) Peygamberimiz (s.a.v.)'de namazım tam olarak kılma­yan bir kişi hakkında: "Namaza kalktığın zaman abdestini tam al, sonra kıbleye yönel ve tekbir et" [4] buyurmuştur.

Ayeteki maksat, Ka'be'nin içinde bulunduğu Mescid-i Haram'dır. Hadis-i şerifte ise kıbleden maksat Ka'be'dir. Kabe bölgesinden uzak olan kişi kesin delillerle Ka'be'ye yönelmek zorundadır. Eğer kesin delil sahibi değilse içtihat veya zannına göre hareket eder. Mekke'de bulunan Kabe-i Muazzama müslümanların kıblegâhıdır. Ora'ya yönelmek te şart­lardan bir tanesidir. Bir sahra veya dağ başında olan veya bulutlu havada bulunup ta kıble istikametini tayin edemiyen birinin içtihat etmesi gere­kir. Yani yakinine göre hareket ederek kanaati hangi tarafa oturuyorsa öy­lece oraya dönüp namazını kılar, velevki daha sonra tespit etmiş olduğu kıblesinde bir terslik olsa da namazını tekrar kılmaz.

Şu iki durumda istikbaî-i kıble şartı aranmaz:

1) Savaşta veya buna benzer tehlikeli durumlarda namaz kılındığı za­man arkadan saldırı olma ihtimali varsa o tehlike yönüne doğru namaz kılmak caizdir. Tehlike yönüne dönüldüğü zaman gelebilecek düşman gö­rülebilir, ona göre tedbir alınır. Buradaki sozkonusu namaz farz veya sün­net olabilir farketmez. İleride açıklanacaktır.

İbni Ömer şöyle demiştir: "Eğer daha şiddetli bir korku varsa, yaya ve­ya binekli olduğunuz halde kıbleye yönelmiş veya yönelemiş olarak na­mazınızı kılın" [5]

2) Yolculuk esnasında araba veya herhangi bir binek türü (hayvan vb.) üzerinde olunduğu zamanda kıble terkedilebilir. Bilindiği gibi sünnet na­mazlar oturarak kılmabilir. Haliyle yolculukta araç içinde iken zaten in­san otururur vaziyettedir. O haliyle kolayına geldiği şekilde sünnet na­mazları kılabilir. Cabir b. Abdullah şöyle rivayet eder: "Resulullah (s.a.v.) bineği üzerinde namaz kılardı" [6]

NAMAZIN RÜKÜNLERİ


Namazın rükünleri on sekiz tanedir:

1- Niyet getirmek.

2- Gücü varsa kıyama durmak.[1]

3- İhram tekbirini almak.

4- Fatiha-ı şerifi okumak. "Bismillahirrahmanirrahim" Ayet-i kerime­si de fatihadandır.

5- Rükû'a varmak.

6- Rükû'da tuma'nine yapmak. .

7- Rükû'dan kalkıp ve doğrulmak.

8- Doğrulmada tuma'nine yapmak.

Niyet etmek: Namaza başlamak için niyet etmek gereklidir Niyyetin yeri kalptir. Bu nedenle namaza durulduğu zaman kalben niyet etmek gerekir. Niyeti lafzen ifade etmek ise sünnettir.

Niyette Allah rızası için namaz kılmaya kalben karar vermek gerekir.

Mesela sabah namazının farzı için şöyle niyet getirilir:

"Niyyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını eda etmeye..."

Farz namaz için niyyetin 3 şartı vardır:

a) Namazı kasdetmek.

b) Namazı n vaktini tayin etmek.

c) Farz namaz olduğunu söylemek.

Farz namazlarının önce veya sonrasında kılınan sünnetler gibi belirli nafile namazlarının niyetinde iki şart vardır:

a) Namazı kasdetmek,

b) Hangi nafile olduğunu veya hangi vaktin sünneti olduğunu tayin et­mek.

Eğer mutlak olan veya belirli olmayan bir nafile nah.azı ise bunun da bir şartı olup, o da yalnızca namazı kasdetmek yeterlidir.

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

"Ameller ancak niyetlere göredir. Herkese de sadece niyet ettiği var­dır. Kimin hicreti Allah ve resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulune-'dir. Kimin hicreti elde etmek istediği dünyaya veya nikahlayacağı kadına ise o kimsenin hicreti de onlaradır". [2]

Niyet eden bir kimsenin niyetini ağızdan söylemesi, eda veya kaza ol­duğunu söylemesi, Allah'u Teala'ya izafe etmesi, kıbleye karşı yönelişi ve rekatlerin adedini zikretmesi sünnettir.

Niyetin yeri kalptir, tam olması için namaza başlama tekbiri olan ifti-tah (ihram) tekbiriyle olması gerekir. Namaz kılanın ihram tekbiri telaffu­zu namaz niyetiyle beraber olmalıdır. Yani niy^tterı hemen sonra tekbir getirilmelidir.

Niyetin delili abdest niyetinde ve yukarıda geçtiği gibi "Bütün ameller niyetlere göredir" hadisi şerifidir.

Gücü nisbetinde yani kudreti varsa ayakta durmak: Bunun delili de İmran bin Huseyn şöyle diyor: "Bende basur vardı. Hz. Peygambere nasıl namaz kılmam gerektiğini sorduğumda, O söyle buyurdu:

"Ayakta kıl. Eğer buna gücün yetmiyorsa oturarak kıl. Buna da gücün yetmiyorsa bir tarafına uzanarak namazını kıl." [3]

Nesai de devamla, "Buna da gücüı^y etmiyorsa göz işareti ile namazını kıl" ilave eder..

Burdan anlaşılmaktadır ki Allah'u Taala insanı gücü dahilinde sorum­lu tutmaktadır. Kişi namaz kıldığı zaman ayakta iken dimdik durmalıdır. Eğer hastalık veya bir sakatlık durumu ya da bunlara benzer bir mazeret varsa o zaman gücü nisbetinde kılacaktır.

Yalnız nafile namazlar böyle değildir. Hasta olsun veya olmasın otura­rak da kılabilir. Ancak nafileleri ayakta kılmak sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v.) nafile namazlar için şöyle buyurmuştur:

"Kim namazı ayakta kılarsa bu daha efdaldır. Kim de oturarak kılarsa ayakla kılanın sevabının yarısını elde eder. Uzanarak kılanın serabı da oturarak kılanın sevabının yarısı kadardır,'" [4]

İftitah (İhram) tekbiri: Lafız olarak "Allahu Ekber" demektir. Bunun delili için Hz. Ali (k.v.) demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş­tur:

"Namazın anahtarı temizliktir. Girişi tekbir almak. Çıkısı da selam vermektir." [5]

İftitah (ihram) tekbirinin sıhhati için bazı şartlar vardır.

İhram tekbirinin şartları:

a) İhram tekbiri ayakta, dik bir şekilde durup getirilmelidir.

b) Kıbleye yönelerek söylenmelidir.

c) Tekbir lafzı "Allahu Ekber" olarak arapça söylenmelidir.

d) Tekbiri getiren kişi kendisi duyabilecek şekilde söylemelidir (sağır ve dilsizler mazaret sahibidirler).

e) İhram tekbiri ile namaz niyeti birlikte olmalıdır.

Fatihayı okumak: Delili. Ubade ibni Samit Peygamber (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet tder." Ummu Kur'an-ı okumayanın hiç bir namazı yok­tur." [6] Buradaki Ummul Kuran fatihaya hamledilmiştir.

Besmelenin (Bismillahirrahmanirrahimin) fatihadan ve Kur'anm her suresinden bir ayet olduğuna delil olarak Enes İbni Malik şöyle rivayet eder: Bir gün Peygamber (s.a.v.) aramızda iken birden vahiy halini aldı. Sonra başını kaldırıp tebessüm etti. Bunun üzerine biz:

Ey Allah'ın Resulü sizi tebessüm ettiren nedir' diye sorduk.

Hz. Peygamber (s.a.v.) cevaben: "Şu anda üzerime bir sure nazil oldu" buyurdu ve okumaya başladı: "Bismillahirrahmanirrahim (Ey Muham-med) şüphesiz ki biz sana kevseri verdik." (Kevser: 108/1)

Fatiha için şu şartlar gereklidir:

a- En az duyacağı kadar okumak. (Sağır ve dilsiz değilse)

b- Tertibi üzere ve peşpeşe okumak.

c- Okumayı doğru yapmalı, yanlışlık yapmamalıdır. Yapılan eksiklik namazın bozulmasına da sebep olabilir.

ç- Şeddetlere dikkat edilmelidir. Mesela "İyyake na'budu ve iyyake nestâin"in şeddetleri söylenmeyerek iyake na'budu ve iyake ııestain" şek­linde okunursa mana bozulur. Çünkü "İyyake" Ancak sana ibadet ederiz... "İyake" ise güneş ve ay ışını anlamı çıkar ki mana tamamıyla ters olur.

d- Fatihayı arapça okumak.

e- Fatihayı ayakta iken tamamlamak.

Fatihayı okuyamayan mazeret sahipleri (sağır, dilsiz gibi) onun yerine ezbere bildiği yedi ayet okumalıdır. Eğer yedi ayet de bilmiyorsa veya te­laffuz edemiyorsa o sure kadar ayakta Allah'ı zikrettikten sonra rükua git­melidir.

Rüku': Fatihayı okuduktan sonra ruku'a gidilir. İmkanlar elveriyorsa elleri diz kapaklarına yetişecek kadar eğilmelidir. En kamil şekli ise sırtın yere paralel olacak şekilde düz olmasıdır.

Rükûun farz olduğunun delili şu ayet-i kerimedir.

"Ey iman edenler rüku edin, secde edin" (Hac: 22/77)

Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadiste Resulullah (s.a.v.) bir kişiye na­mazı şöyle tarif etmiştir:... Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Namaza dur­duğun vakit ihram tekbirini al. Sonra ne kadar kolayına gelirse o kadar Kuran oku. Sonra rükua varıp ta tatmin oluncaya kadar dur. Sonra basını kaldırıp ayakta tam doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye git ve orda tatmin oluncaya kadar kal. Sonra basını kaldırıp ta tatmin oluncaya ka­dar otur. Sonra bunu namazının tümünde de böylece yap." [7]

Rüku'da tuma'nine: Delili ise Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadis­teki Resulullah'ın "Tatmin olmak" sözleridir.

9- Secdeye gitmek.

10- Secdede luma'nine yapmak.

11- İki secde arasında oturmak.

12- Bu oturuşta tuma'nine yapmak.

13- Son oturuş.

14- Son oturuşta ettehiyyatı okumak.

15- Son ettehiyatta salavat-ı şerife getirmek.

16- Birinci selamı vermek. [8]

17- Namazdan çıkmaya niyet etmek, (sahih olan görüşlere göre bu na­mazın rüknü değildir, sünnettir)

18- Belirttiğimiz şekilde rükünlerin tertibine riayet etmek (yukarıda sa­yılan on altı rüknü arka-arkaya yapmak).

Rüku'dan sonra i'tidal ve i'tidalda tuma'nine yapmak.

İ'tidal rüku'dan kalkıp doğrulmaktır. Tuma'nine de duraklamak demektir.Hz. Aişe şöyle rivayet eder: "Resuli Ekrem başını rükudan kal­dırdığında düz bir şekilde dikilmedikçe secde etmezlerdi, secdeden kalktıktan sonra düzelmedikçe ikinci secdeye gitmezdi. Her iki rekatta Ettahiyat okurdu. Oturduğunda sol ayağını yayar, sağ ayağını da diker­di... Namazı da selam vermek suretiyle sona erdirirdi." [9]

Hadis-ı şeriften bilinmektedir ki rüku'dan sonra itidal ve orda da tu-man'ine yapmak gereklidir.

Secde yapmak ve secdede tuma'nine yapmak: Secde yapmak, secd­ede tuma'nine ve iki secde arasında luma'nine yapmak için deliller yukarıda rüku' şıkkında geçen Hac suresi 77. ayeti kerime ve Buhari'nin 352 nolu hadistir

Ayrıç a ('Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği (Müslim, 397) hadisten anla­şılmaktadır ki secdelere gitmek, secdelerde ve iki secde arasında tuma'-nine yapmak la delil olarak gösterilebilir.

Son oturuş: Namazın sonunda selam vermeyi gerektiren oturuştur.

Ebu Humeydi Es-Saidi şöyle rivayet eder.

"Hazreti Peygamber fs.a.v) ikinci rekatın sonunda sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine otururdu. Son oturuşta ise sol ayağını altından çıkarıp sağ ayağını da dikerek makadı üzerine otururdu." [10]

Son oturuşta Ettehiyat okumak: Abdullah îbni Mes'ud şöyle anlatı­yor. "Hz. Peygamber ile namaz kılarken namaz oturuşunda selam Al­lah'ın üzerine, selam falan kişiye derdik. Bir gün Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Selam Allah'ın kendisidir. Biriniz namaza oturduğunuzda, Ta-hiyyatAllah'adır, desin (Ettehiyatokusun)." [11]

Son ettahiyatta Peygamber (s.a.v)'e salat ve selam getirmek:

Bunun farz olmasının delili şu ayeti kerimedir: "Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler siz de ona salat getirin." (Ahzab: 33/56)

Bir hadisle Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Biriniz namaz kıldığı vakit, aziz olan Allah'ı hamd ve sena ederek başlasın, sonra Peygambere salat ve selam etsin. Bundan sonra dilediği şekilde dua etsin." [12]

Birinci Selam: Delili, Hz. Aişe'den rivayet edilen şu hadistir: "Hazreti Peygamber namaza tekbirle başlar, selamla bitirirdi." [13] Namazdan çıkmaya niyet etmek sahih görüşlere göre sünnettir.

Rükünlerin tertibine riayet: Delili. Ebu Hureyre'nin rivayetinde Rasulullahın bir sahabeye öğrettiği ve geçen hadis-i şerifin hükmünden

öğrenmekteyiz. [14]

NAMAZIN SÜNNETLERİ


Namazın Dışındaki Sünnetler


Namaza girmeden önceki sünnetler ikidir:

1- Ezan.

2- Kaâmet.


Fıkıh ve İlmihal