Hz.Kur`an`ı Arapça Okumanın Hikmetleri

Hz.Kur`an`ı Arapça Okumanın Hikmetleri

Kur`an-ı Kerim`i indirildiği Arapça ile okumanın fayda ve hikmetleri sayılamayacak kadar çoktur. Onlardan sadece bir kaç tanesini arz ediyoruz:
1. Kur'an'ı orijinal Arabçası ile okuyan ibadet etmiş olur, bu okuma insanı Allah`a yaklaştırır,
anlamaksızın dahi olsa okuyorsa sevap kazanır. Anlayarak okuyan ise ücret üstüne ücret elde eder. Yüce Allah`ın:

"Allah`ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah, onların mükafatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Çünkü O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir."

1 âyet-i celilesinde de ifade edildiği gibi, Allah`ın kitabını okuyanlar methedilmiş, Kur`an`ı mücerret okumak dahi namaz kılmak gibi ibadetlerden sayılmış, hatta Kur`an tilaveti namaz kılmak gibi çok önemli bir ibadetten önce zikredilmiştir.

Hz. Peygamber (a.s.m)`da: "Kim Allah`ın kitabından bir harf okursa onun için bir hasene vardır. Bir haseneye on misli sevab verilir. Ben Elif Lam Mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim bir harftir diyorum."

2 hadislerinde Kur`an`ı bizzat okumanın ibadet sevabı kazandıracağına dikkat çekmişlerdir. Ki, Kur`an bu özelliği ile ayrıcalık kazanmış, başkalarına fark atmıştır.

2. Kuran-ı Kerimi Arapça okumak, Allah`ın bundan önceki kitaplarının başına gelen tebdil ve tahriften Onu korumak içindir. Cenab-ı Hakkın mânâsını anlamasa dahi Kur`an`ı okuyanlara büyük mükafat va`d etmesi, Kur`an`ın koruması ve bekası için en mühim saiklerden biri olmuştur.

Onun için insanlar Kur`an okumaya aşırı düşkünlük göstermişler, hatta bir kısmı Kur`an`ın hâfızı olmuştur. Kıraatın, Kurra ve hafızların çoğalıp her tarafa yayılması, Kur`an`ın dillerde deveranını netice vermiştir. Dolayısıyla hiç kimse onu değiştirmeye cür`et edememiş, çünkü Kur`an`ın ârifleri tarafından şiddetle kınanacağını hesaba katmışlardır. Nitekim buna cüret eden İslâm düşmanları, Kur`an ârifi, âlimi, kurra ve hâfızları tarafından ağızlarının payını almışlardır.

3. Müslümanlar arasında dil birliğini sağlamak, dinî birliklerini kuvvetlendirmek, aralarında anlaşma ve yardımlaşma vesilelerini kolaylaştırmak, böylece saflarını kuvvetlendirmek, güçlerini artırmak, sözlerini yüceltmek.

Bu ilahî ve yüce bir siyasettir. Bu siyaset başarılı olmuştur.
4. Devamlı okuyanın yavaş yavaş düşünme ve anlamaya da yol bulacağını sağlamak ve onunla amel etme imkanını temin etmek. Bu gün onu gafil okuyan, yarın onu hatırlayarak, düşünerek okur, yarın düşünerek okuyan da onun rehberliğinde amel etmeye başlar. Böylece okuyucu bir dereceden daha yüksek bir dereceye intikal eder.3

Şimdi şu soruyu sorabilir miyiz?
Kur`an`ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe Kur`an isteyenler bu saydığımız maddelerin aksini söyleyebilirler mi? Yani müslüman oldukları halde:
Biz Kur`an`ın Arabçasını okumanın ibadet olduğuna inanmıyoruz, ondan sevab da beklemiyoruz, diyebilirler mi?

Ve yine diyebilirler mi ki, bizim, Kur`an`ın kıyamete kadar korunması, tahrif ve tağyirden uzak kalması gibi, müslümanların birliğini korumak gibi bir derdimiz yok, diyebilirler mi?

Müslüman oldukları için bunu diyemeyeceklerdir. Diyemeyeceklerine göre Kur`an`ın Arabçasına sahip olmalıdırlar, Türkçe ibadet, Türkçe Kur`an, Türkçe kâmet gibi basit, hiç bir ilmî ve dinî değeri olmayan heva ve heveslerden vazgeçmelidirler.

"Çünkü aziz Kitab`ın, arşını terk etmesi mümkün değildir." Onun arşı Arabçadır. Kur`an`ı o arşa oturtan da Yüce Allah`tır. Padişah tahtını boşaltırsa izzet ve kuvvetten padişah için ne kalır? İşte bu Kur`an`ı Allah, sözlerin padişahı yapmış, ona i`caz tâcını giydirmiş, onun Arabçasını da bu i`caz ve i`tizaza bir ayna yapmıştır.

4 "O bir Kitab-ı Azizdir. Ne önünden ne arkasından batıl ona yaklaşamaz. O, çok övülen hikmet sahibi Allah`dan indirilmiştir."5

Biz milletimizi, vatanımızı, milli değerlerimizi, Türkçemizi seviyoruz. Ama aynı zamanda biz en mukaddes varlığımız olan Dinimizi, Kur`an`ımızı ve Kur`an`ın dili olan Arabçayı da seviyoruz.

Türkçe ibadet konusunda ısrar edenler Arabçaya olan düşmanlıklarını da îlan ve itiraf etmektedirler. Arapçaya olan düşmanlıklarından nerdeyse Kur`an`a da düşmanlıklarını söyleyecekler ama hamdolsun ki, bir İslâm ülkesinde yaşamakta ve kendilerinin de müslüman olduklarını söylemektedirler.

Zaman zaman öylesine garip tutum ve tavır içine girmektedirler ki, ırkçılık sevdasından mıdır yoksa din düşmanlığından mıdır sözü: "Neden Kur`an Türkçe gelmedi de Arabça geldi, neden Peygamber Araplardan çıktı da Türklerden çıkmadı?" demeye getiriyorlar.

Bu benim aklıma şu ayeti getirdi: "İsrailoğulları Hz. Musa (a.s)`ya: "Ey Musa, onların tanrıları olduğu gibi, bizim için de bir ilah yap." dediler. Musa: "Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz." dedi.6 Halbuki bu tavır ve anlayış ne kadar yanlıştır.

Biz aciz bir mahluk olarak, âlemlerin Rabbi ve Hâlıkı olan Allah`ı yargılamaya hakkımız var mı?

O Allah, dilediğini yapmakta ve istediği gibi hükmetmede serbest olmasaydı Allah olamazdı. O böyle yapmışsa mutlaka bunun bir hikmeti vardır, deyip Allah`ın hükmüne boyun eğmemiz gerekir, müslümana da yakışan budur.

İmam Şafii r.a Risalesinde şu ifadelere rastlıyoruz:

Arap olmayanların, Arap lisanına tâbi olmaları gerekir. Çünkü o bütün insanlığa elçi olarak gönderilen Allah Resulu (a.s)`nün dilidir. Onun dinini kabul edenler dilini de seve seve kabul ederler.

Her müslüman elinden geldiği kadar Arap dilini öğrenmesi lazımdır. Ta ki, Allah`dan başka ilah olmadığına, Muhammed`in O`nun kulu ve Resulu olduğuna şehadet edebilsin. Allah`ın kitabını okuyabilsin, tekbir ve tesbihlerle Allah`ı zikredebilsin.7

Yüce Allah Peygamberini Türklerden, kitabını da Türkçe gönderseydi bu sefer de başka milletler neden peygamber bizden çıkmadı, kitab bizim dilimizle gönderilmedi diyebilirlerdi ve bu soruların ardı arkası kesilmezdi.

Öyleyse bize düşen Allah ne yaparsa doğru yapar deyip O`nun son Peygamberinin dinini ve dilini benimsemek, onu anlamak ve o istikamette yaşamaktır. Hepsi bu kadar.


Kaynaklar:
1. Fatır, 35/29-30.
2. Tirmizi Hakim`de bunun bir benzerini merfu olarak rivayet etmiştir. ez-Zerkanî, s. 129.
3. Ez-Zerkânî, Muhammed Abdul`azim, Menâhilu`l-İrfan fi Ulûmi`l-Kur`an, ty., s. 129-130.
4. ez-Zerkanî, a.g.e., s. 137.
5. Fussilet, 41/42.
6. A`raf, 7/138.
7. ez-Zerkanî, a.g.e., s. 151.
8. Alkan, A. Turan, "Kur`an`ın Kanatlandırdığı Türkçe", Zaman Gazetesi, 27 Kasım 1997.

Sevgili Kardeşim ZHÜMEYRA,

Kur'anın arapça okunması yazınızı okudum. Affınıza sığınarak katılmadığım noktaları açıklamak istiyorum:

1) ( Kuran-ı Kerimi Arapça okumak, Allah`ın bundan önceki kitaplarının başına gelen tebdil ve tahriften Onu korumak içindir.) diyorsunuz

YANLIŞ:
Peygamberimiz zamanında Kur'an anında yazılzmadığı için,emin hafızlar tarafından daha sonra yazılmak için ezberlenmiş ve ilk imkanda yazıya alınmıştır. Bugün asıl ve tek olan Kur'anın milyonlarca asıl kitabı ve tarih süresince el yazmalı nüshaları da mevcuttur. Bugün tebdil ve tahrifi
mümkün değildir.

2) (anlamaksızın dahi olsa okuyorsa sevap kazanır) yazmışsınız.

ÇOK YANLIŞ:
Kur'an anlamadan okunmak(affedersiniz papağan gibi) için değil tersine
ANLAŞILMAK İÇİN gönderilmiştir.Anlamadan okunan hiçbir şeyin manası ve anlamı yoktur.

3) (Kur`an`ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe Kur`an isteyenler ) YAZMIŞSINIZ:

AZİZ KUR'AN-I KERİMİ TERCÜME ETTİRENLERDEN VE TERCÜME EDENLERDEN ALLAH BİN KERE RAZI OLSUN NUR İÇİNDE YATSINLAR.
TÜRK HALKINA İSLAMİYETİN EN BÜYÜK HAYRINI YAPMIŞLARDIR.
SAYELERİNDE OKUYUP ANLAYABİLİYORUZ.

4) (Kur`an`ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe Kur`an isteyenler Arapçaya olan düşmanlıklarından nerdeyse Kur`an`a da düşmanlıklarını söyleyecekler) YAZMIŞSINIZ:

Yabacı ülke düşmanlığından bahsedilebilir ama yabancı bir dile düşmanlıktan bahsedilemez,mantıksız olur.
Ancak Osmanlı hükümranlığında yüksek yönetim çevresi etrafa karşı daha müslüman görünebilme özentisi ile arapçayı ve dini iyi bildiği zannını vermek gayesi ile arapça kelimeleri dilimizde kullanmaya başlamış ve
gitgide dilimiz arapça istilasına uğrayarak OSMANLICA gibi farklı bir dil meydana gelmiştir. Ancak anadolu halkı bu dili reddetmiş KARACAOĞLANLAR,YUNUS EMRELER YETİŞTİREREK dilimizi korumuştur.
Osmanlı sonrası Tür dilini arapçadan temizleme çabaları başlamış ve
güzel türkçemiz bugünkü haline kavuşurken osmalıca lügatlerde kalmıştır.
Bu nedenle bırakın araplar arapça ,Türkler türkçe konuşsun,özentilerden sakınalım.

5)( Birisi ! Arap olmayanların, Arap lisanına tâbi olmaları gerekir.)

yazmışsınız . Böyle bir söze verilebilecek tek cevap: HALTETMİŞ !!!

Sevgili kardeşim yazımda seni kıracak bir husus var ise affola.

Sevgi ve Saygı ile
erdem222

kardesim kizmaniza hic gerek yok kardesimiz iyi niyetle yazmis kuran´i kerimi hic bir hoca tam tercüme edemez hele bu günküler malesef namazda dahi türkce dua okuyanlar var ama yanlis

saygilar

SEVGİLİ KARDEŞİM TALİP,

(kuran´i kerimi hic bir hoca tam tercüme edemez hele bu günküler ) diyorsunuz.

Sevgili kardeşim KUR'ANI KERİMİN tamını ,tamamını ne geçmişteki ve nede bugünkü alimlerin, ne anlayabilmesi ve ne de tercüme edebilmesi
mümkün değildir.

O aziz kitap DÜNE ,BUGÜNE VE YARINA HİTAP EDER.

Geçmiştekiler geçmişte sahip oldukları ilim, bilgi ,eğitim ve zeka dereceleri
kadar,

Bu günküler bugünün ilim,bilgi ve zeka dereceleri kadar anlayabilirler.

Yarıkiler ise (1000-10.000 yıl sonra yaşayacak olanlar) zamanlarının ilim,
bilgi ve zekaseviyeleri kadarını anlayabilmeye muktedir olacaklardır.

O AZİZ KİTAP ( OKU ) DİYOR OKU VE ANLA:

Yüce Allah herkese farklı zeka dereceleri vermiş. Herkes okur ve Yüce Allahın ona verdiği zekanın kapasitesi kadar anlar . O na anlayabildiği kadarıda yeterlidir.


ZÜMEYRA arkadaşıma kesinlikle kızmadım. Halisane düşüncelerle yazdığına eminim. Zaten yazıma affına sığınarak başlamıştım.

Selam ve sevgiler

erdem222


Sevgili Kardeşim ZHÜMEYRA,

Kur'anın arapça okunması yazınızı okudum. Affınıza sığınarak katılmadığım noktaları açıklamak istiyorum:

1) ( Kuran-ı Kerimi Arapça okumak, Allah`ın bundan önceki kitaplarının başına gelen tebdil ve tahriften Onu korumak içindir.) diyorsunuz

YANLIŞ:
Peygamberimiz zamanında Kur'an anında yazılzmadığı için,emin hafızlar tarafından daha sonra yazılmak için ezberlenmiş ve ilk imkanda yazıya alınmıştır. Bugün asıl ve tek olan Kur'anın milyonlarca asıl kitabı ve tarih süresince el yazmalı nüshaları da mevcuttur. Bugün tebdil ve tahrifi
mümkün değildir.



2) (anlamaksızın dahi olsa okuyorsa sevap kazanır) yazmışsınız.

ÇOK YANLIŞ:
Kur'an anlamadan okunmak(affedersiniz papağan gibi) için değil tersine
ANLAŞILMAK İÇİN gönderilmiştir.Anlamadan okunan hiçbir şeyin manası ve anlamı yoktur.

3) (Kur`an`ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe Kur`an isteyenler ) YAZMIŞSINIZ:

AZİZ KUR'AN-I KERİMİ TERCÜME ETTİRENLERDEN VE TERCÜME EDENLERDEN ALLAH BİN KERE RAZI OLSUN NUR İÇİNDE YATSINLAR.
TÜRK HALKINA İSLAMİYETİN EN BÜYÜK HAYRINI YAPMIŞLARDIR.
SAYELERİNDE OKUYUP ANLAYABİLİYORUZ.

4) (Kur`an`ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe Kur`an isteyenler Arapçaya olan düşmanlıklarından nerdeyse Kur`an`a da düşmanlıklarını söyleyecekler) YAZMIŞSINIZ:

Yabacı ülke düşmanlığından bahsedilebilir ama yabancı bir dile düşmanlıktan bahsedilemez,mantıksız olur.
Ancak Osmanlı hükümranlığında yüksek yönetim çevresi etrafa karşı daha müslüman görünebilme özentisi ile arapçayı ve dini iyi bildiği zannını vermek gayesi ile arapça kelimeleri dilimizde kullanmaya başlamış ve
gitgide dilimiz arapça istilasına uğrayarak OSMANLICA gibi farklı bir dil meydana gelmiştir. Ancak anadolu halkı bu dili reddetmiş KARACAOĞLANLAR,YUNUS EMRELER YETİŞTİREREK dilimizi korumuştur.
Osmanlı sonrası Tür dilini arapçadan temizleme çabaları başlamış ve
güzel türkçemiz bugünkü haline kavuşurken osmalıca lügatlerde kalmıştır.
Bu nedenle bırakın araplar arapça ,Türkler türkçe konuşsun,özentilerden sakınalım.

5)( Birisi ! Arap olmayanların, Arap lisanına tâbi olmaları gerekir.)

yazmışsınız . Böyle bir söze verilebilecek tek cevap: HALTETMİŞ !!!

Sevgili kardeşim yazımda seni kıracak bir husus var ise affola.

Sevgi ve Saygı ile
erdem222


[color=blue]burayı yeni gördüğüm için cevabımı gecikmelide olsa yazmadan geçemedim ve kardeşimde bana asla ne kızsın nede gönül kosun
bakın bunlar ne benim nede başkasının sözleri mahza Hz. ALLAH celle celaluhunu Ayeti Kerimeleri...


"Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı ? Yoksa kalplerini kilitli mi ?"(47/24)

"(Ey Muhammed ! ) Şüphesiz sen Kur'an'ı her şeyi bilen ve her hükmü yerli yerine koyan Allah'tan almaktasın. (14/04)

Her peygamber kendi diliyle gönderildiğine göre (14/04) her kitap da o peygamberin ve o kavmin diliyle gönderilmiştir. Kitap ve risaletle ilgili Allah'ın sünneti bu minval üzere devam ettiği içindir ki Kur'an Arapça olarak gönderilmiştir.

"Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik" (12/02)

"(Ey Muhammed!) uyarıcılardan olman için onu senin kalbine açık bir Arapça'yla Cebrail indirmiştir." (26/192-195)

"İşte biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik, onda birçok tehditleri türlü türlü açıkladık ki, belki sakınırlar ya da bu onlarda bir düşünme hareketi meydana getirir diye" (39/28)
"Bu bilen bir kavim için ayetleri açıklanmış Arapça okunan bir kitaptır. "(41/03)
"İşte böylece sana Arapça bir Kur'an indiriyoruz ki şehirlerin anası (Mekke) halkını ve çevresindekileri onunla uyarasın diye"(42/07)

"Apaçık bir kitaba andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için Arapça bir Kur'an kıldık."
(43/2-3)

Araba Arapça bir kitap verilmesinin gerekçesi, açıkça beyan edildiği gibi "anlamak ve üzerine düşünmek, gereğini yapmaktır." Ancak Allah bununla da bırakmıyor bir de "kolaylaştırdık ki öğüt alsınlar" ibaresini ekliyor.
Bilene malumdur ki bir dilde yazılıp söylenen öyle şeyler vardır ki onu her insan anlayamaz. Konunun uzmanı olmayan insan için ne kadar anlatsanız da fazla anlaşılmış olmaz. Fizik, kimya, mimari, matematik, astronomi ve tıp gibi bilim dallarının kendine özgü tabirleri ve talimleri söz konusudur. Kullandığımız bir ilacın güya bizi bilgilendirmek için konulmuş prospektüsünü okumaya çalıştığımızda kullanılan ifadelerin bize hitap etmediğini görüyoruz.

İşte Kur'an bunu da yıkarak insanlığın anlaması için açık bir Arapça ile indirilmiş ve kolaylaştırılmış; yani kolay anlaşılan bir dil ve üslupla indirilmiştir.

Dünyada bütün diller kendilerinden başka dile tercüme edilebilmektedir. Bu özellik Arapça için de geçerlidir. Allahın, ısrarla "ARAPÇA bir Kur'an olduğunu" vurguluyor olmasının bir anlamı vardır. O günün Arab'ı bunu çok net anladığı içindir ki "La İlahe İllallah" dediği gün insanlar peygamberin karşısına dikilip bu anlayışı kendi ilahlarını "inkar" olarak algılıyorlar. Gelen vahiylerin Arapça oluşunu basite aldıkları için alaycı bir tavırla şöyle diyorlar:

"Ey Muhammed sen aynen bizim gibi Arapça söylüyorsun ve sonra da diyorsun ki 'bunları bana Rabbim vahyediyor.' Olacak şey değildir." Buna karşın Kuran: "Onu yabancı dilde bir Kur'an yapmış olsaydık ayetleri açıklanmalı değil mi?" derlerdi. "Ey Muhammed! de ki: Bu insanlara doğruluk rehberi ve gönüllere şifadır, inanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır. Sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar."(41/44)


8888888888888888888888888888888888888888888888888888888888888888888

İslam Fıkhı Ansiklopedisinden

İmam Münâvî'nin Feyzu'l-Kadîr isimli hadis kitabında İbni Abbas'tan şu mealde bir hadis-i şerif rivayet edilir:

"Üç hasletten dolayı Arabi seviniz: Çünkü ben Arabım, Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapçadır." 1

Arapça, belagat, edebiyat, fesahat ve zenginlik bakımından dünya dillerinin en güzelidir. Aynı zamanda ses, ahenk ve cümle yapısı bakımından da diğer diller arasında ap ayrı bir yeri vardır. Cenab-ı Hak da kendi kelâmı Kur'ân-ı Kerimi Arap diliyle indirmiştir. Peygamber-i Zîşân (a.s.m.) da zaten bu dili konuşuyordu; kendi milletinin, kavminin dilini...

Bu hadis-i şerifi bazı âyetler de tasdik etmekte, desteklemektedir.

"Halkı Allah'ın azabından sakındıran peygamberlerden olsun diye onu ap açık bir Arapça lisan ile senin kalbine Cebrail getirdi."2
"Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, amrolunduklarını onlara ap açık anlatsınlar"3 mealindeki âyet-i kerime de Peygamberimizin kendi kavmi olan Araplara kendi dilleriyle tebliğde bulunduklarını bildirir.

Evet, Kur'ân'ın dili, son Peygamber Hazret-i Muham-med Mustafa'nın (a.s.m.) konuştuğu dil Arapça olunca, Cennet dilinin de Arapça olacağı şüphe götürmez bir gerçek olur.

Hz. Âdem de yeryüzüne indirilmeden önce Cennette bulunduğu zamanlar Arapça olarak konuşurdu. Ayrıca bu dil Peygamberimizden başka diğer peygamberlerden bazılarının da konuştuğu dildir. Meselâ, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. İsmail, Hz. Salih, Hz. Şuayb Arapça konuşuyorlardı.

Ayrıca imam Kastalânî, Hz. Âişe'den "Cennet ehli Mu-hammed Aleyhisselâmın diliyle konuşacaklar" mealinde bir rivayeti zikreder.4
Cennet dilinin Arapça olduğu yukarıda mealini verdiğimiz hadis-i şerifin ifadesinde ve Hz. Âişe'nin rivayetinde sabit olmakla beraber, Üstad Bediüzzaman Mehtu-bat' ta İmam Âzam'ın bir fetvasının hikmetini izah ederken şöyle bir ifadeye yer verir: "Bir rivayette lisan-ı ehl-i Cennetten sayılan Fârisî lisanı...5

Bu beyanla, yukarıdaki ifadeler birarada düşünülürse şöyle bir neticeye varmak herhalde yanlış olmaz: Esas itibariyle Cennet lisanı Arapçadır; fakat Farsça da konuşulabilir. Yani Cenab-ı Hak her iki dili de Cennet lisanı olarak yaratabilir.

Hadis-i şerifte "Arabi seviniz" ifadesini mutlak olarak anlamamak lâzımdır. Çünkü Araplar içinde gayrimüslimler olduğu gibi, günümüzde dinsizler de vardır. Onların sadece Arap ırkına mensup olmaları, Arapça konuşmaları onları sevmeye kâfi gelen hususlar değildir.
Hadiste yer alan beyandan maksat, Müslüman olan, dinini yaşayan, Resulullahın izinde olan Araplardır. Zaten bunlar din kardeşimizdir. Onları din kardeşimiz olarak sevdiğimiz gibi, ayrıca Kur'ân'ın, Resulullahın ve Cennetin lisanını konuştukları, saff-ı evvel olarak İslâmiyeti yaydıkları, İslâmiyete hizmet ettikleri için de diğer milletlerden farklı olarak bir derece daha fazla sevgiye lâyıktırlar.

1. Feyzü'l-Kadîr, 1:178 Hadis no: 225.
2. Şuarâ Sûresi, 195.
3. İbrahim Sûresi, 4.
4. Mevâhib-i Ledünniye , 1:276.
5. Mektûbat, s. 406.


bakın size bu kadar deliller bulup aktardım ve kendi düşüncemide ifade edemeden geçmiycem burda sizi şeke şüpheye düşüren ne ? KURANIN ARAPÇA İNMESİMİ ?
siz o zaman türkçe okuyun okudunuzda elinizden alanmı oldu?
ordaki yazılanların hiç birini okumamışsınız dar çerçeveden bakıp
neden TÜRKÇE inmedi davasındasınız ..
biz böyle bilir böyle amel ederiz..sizde bildiğiniz vecih üzere amel edebilirsiniz ..

yalnız şunuda ifade edeyim mağna itibarıyla elbette her milletin her insanın diline çevrilmesinde bir beis yoktur en azından onun ne mağnaya geldiğini anlamak ve bilmek kadar doğal bir şey de yoktur ..

yalnız burda söylenmek istenen Kur'anı Kerim arapça inmiştir ve orjinalı böyledir bunu okumak istiyen arapça öğrenip öyle okunması tavsiye ediliyor..

Bir kere Hz. Kur'anı Kerim de olan alfabe ile ,türkçede olan alfabe biaynihi deyildir...
onun için türkçe okumalarda yanlış mana çıkmış oluyor..
misal: vericek olursak Kur'anı Kerimin alfabesinde bir "noktalı ha" vardır birde "noktasız ha" vardır bunların ikisininde okuyuş şekli ve manaları ayrıdır ...
"noktalı ha" boğazı hırıldatarak okunur ..
ötekisi ise boğazın bitişinden çıkan bir sesdir .şimdi manaya bakalım "noktalı ha "ile okuyupta "halaka" dediğimizde bu "halk etti" manası olur ama normal türkçedeki yalın bir şekilde "halaka" dersek" tıraş etti" manası çıkar bu en küçük bir örnektir...

ve yine şunu ifade edeyim yabancı bir devlete gittiğimiz zaman orda yaşayabilmemiz için neden oranın dilini öğrenmek luzumunda kalıyoruzda illada ben kendi dilimle konuşurum diye türkçemizi abideleştirmiyoruz?

gücümüz Hz. ALLAHA mı geçiyor orda o dili öğrenmek için çaba sarfediyoruz gecemizi gündüzümüze katıyoruz da bir yabancı dil öğrenelim diye ...
hemde ne için ,sadece şu 3 günlük fani alem için ...

size Hz. Kur'anı Kerimi ! RABBİMİN indirdiği şekilde okumak bu kadarmı zor geliyor ...
Kur'anı Kerim bize deyil ,biz ona uymak zorundayız çünkü o İlahi bir kitaptır evrenseldir ORJİNALI BÖYLEDİR VE BÖYLE KALACAKTIR tabiki sizde buna inanıyorsanız,inanmıyorsanız onada diyecek bir sözümüz yok siz istediğiniz şekilde okuyabilirsiniz , biz inanlarda bu şekilde okuruz..

VE Biz milletimizi, vatanımızı, milli değerlerimizi, Türkçemizi seviyoruz. Ama aynı zamanda biz en mukaddes varlığımız olan Dinimizi, Kur`an`ımızı ve Kur`an`ın dili olan Arabçayı da seviyoruz. vesselam...


Bize göre Arapçada kutsaldır KURANDA kutsaldır RASULDE kutsaldır

Kıymetli kardeşlerim üzerinde titizlikle durulması gereken en önemli konu dini bilgi . Dini bilgiye bir değer vermek gerekirse nasılki bir insanın babasının kimliğinin belli olması önemli velisi olduğu çocuğunun asilliği nasıl önemliyse yaşamına yön verecek imanın bilgileri bunlarla kıyaslanmayacak kadar bence önemli.

Bu çerçeveden bakarak hayatımı edamettirdiğim çağda bu bilgi bizlere bu titizlikle sevkedilmemiş ama birdeğil bin şükür rabbıya bügüne kadar bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde bu dine hizmet eden atalarımızdan rabbım bir değil binkere razi olsun .

Yanlız bizlerde böyle gelir böyle gider hesabı dinimizi hassas bir konu olarak görmez ve yaşıyoruz işte noolacak dersek gelecek nesillerin bizim üzerimizde babali kalır.Kıymetli kardeşlerim bu hassasiyetle baktığım zaman ben ilmi ve bilmi yönden zayıf kalıyorum ama ne varki hani bir deyim var "cahalım amma niye cahal kaldığımı düşünmeyecek kadar değil" bizimki cahal düşüncesi bu işe gönül veren emek veren kıymetli bir kardeşimin sözü bu "Kuranı kendi diliyle samimi bi şekilde okuyup anlamak tüm müslümanlara farzdır
anlamını bilmeden habire defalarca kez okumakta günahdır demezmi.

O günden buyanı derin bir düşünce ve ahval içindeyim ilk işim arapça bir kurs bulmak oldu ve güvendiğim kimselere ömrüm kifa etmez
yetişemezsem çoçuklarıma ne olur bu dili belletin diye vasiyet ettim belki gülüyorlardır bana belki sizde gülüyorsunuzdur nediyeyim
rabbım hepbinize bu şekilde güldürmeyi nasip etsin .


Kurani Kerim ve Tefsir