Kul hakkı çok mühimdir

Kul hakkı çok mühimdir

Mümin mümine şifadır. Onun için, hastanın en büyük ihtiyacı bir mümini görmektir. Mümin, mümin için rahmettir. Bir hadis-i şerif var; Peygamberimiz aleyhisselam buyuruyor ki, “Mahşerde, herkes buram buram güneş altında yanarken, elli bin sene orada terlerken, yedi sınıf müslüman arşın gölgesinde gölgelenecekler, onlar için azap korkusu yoktur. Bunlardan biri, müminin yüzüne Allah rızası için bakanlardır. Müminin simasına Allah için bakanlar, arşın gölgesinde gölgeleneceklerdir.

Adem aleyhisselamdan son ferde kadar herkes mahşerde toplanacak. Güneş bir mızrak boyu alçalacak. Elli bin ahiret senesi orada beklenecek. Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri (kuddise sirruh) buyuruyorlar ki; “Bu mahşer, müslüman için iki rekat namaz kılacak kadar olacak ve onlar gölgede olacaklar, yeter ki peki desinler”. Dünyada en zor iş, karar vermektir. Yani, peki demek mi, hayır demekmi? Eğer Allah korusun, peki denecek yerde hayır denirse, hayır denmesi icab eden yerde peki denirse küfre girebilir.. Bir büyük zata birisi, “ hep hocanızdan bahsediyorsunuz, hocanız size ne öğretti ki hep ondan bahsediyorsunuz “ deyince, o zat, “ Hocam bana, nerde peki denir, nerde hayır denir, onu öğretti. Kim sevilir, kim sevilmez onu öğretti. Bu da bana yetti“ buyurmuş. Peygamberimiz “aleyhisselatü vesselam”, “ Allahümme erinel hakka hakkan, ve erinel batıla batılan, yani; Ya Rabbi, bana hakkı hak olarak bildir, batılı batıl olarak bildir” buyurmuşlar.

Allahü teala Kur’an-ı kerimde mealen buyuruyor ki, “Ey Habibim, sen bir şey yapmaya karar vermeden evvel istişare et“. Allah için istişare edince, Allahü teala en iyisini karşınıza çıkarır. İstişare etmek, sormak nefsi kırar. Sormamak nefsi azdırır. Hiç kimse ilminin çokluğuyla iftihar etmemelidir. Çünkü ondan daha çok bilen vardır. Şeytan meleklerin hocasıydı. İlim kurtarmadı onu. Neden? Çünkü bizim dinimizin üç safhası vardır. İlim, amel , ihlas. İlim tek olarak, insanı kurtarmaz. Eğer bir insan, bildiği ile amel etmezse, Allahü teala sorar; Bildiğin halde niye yapmadın diye. Hiç bilmemek var, bir de bildiğini yapmamak var... İlim tamam, amel de güzel, diyecekler ki, bunu niçin yaptın? İnsanlar takdir etsin, aferin desin diyemi?... Allah takdir etsin, Allah beğensin diyemi..?. Allahü tealayı unutarak, insanlar beğensin diye iş yapanlar, hem dünyada hem ahirette perişan olurlar.

Büyükler, “Annesini üzene yapılan dua kabul olmaz. Anne baba duası almayan, bizden dua istemesin” buyuruyorlar. Kul hakkı çok mühimdir. İbni ‘Abidin hazretleri buyuruyor ki; “Ahirette en zor hesap kul hakkıdır. Kul hakkı çok zordur. Kişinin alacağı hanım, Allahın kuludur. Eğer o hanımın, o kadının hakkına riayet edilecekse, o hanım üzülmeyecekse, onunla iyi geçinilecekse evlenilebilir. Eğer o hanım köle zannedilecekse, hizmetçi zannedilecekse, evlenmemelidir. Çünkü kul hakkıdır. Aynı zamanda ahirette zevc zevcesinden sorumlu olacaktır. Zevce zevcinden değil. Buna çok dikkat edilmeli. Bir hadisi kudside buyuruluyor ki; “Ben bir kulumda iki korkuyu cem etmem. Dünyada benden çok korkan, ahirette korkmasın. Dünyada benden korkmayan, ahirette korksun”. Bir mümin bir din kardeşini gördüğü zaman, bakışımdan, hareketimden incinmesin diye titremesi lazım.

Münafıklar, birbirinin arkasından gıybet yaparlar. Müminler ise, birbirinin arkasından dua ederler. Gıybet kul hakkıdır. Fiilen helalleşmesi lazım. Evladıyla helalleşse, yine olmaz. Bizzat kendisiyle helalleşecek. Peygamberimiz buyuruyorlar ki “aleyhisselatü vesselam”, Allaha ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin veya sussun. Allaha ve ahiret gününe iman eden, komşusu ile iyi geçinsin. Allaha ve ahiret gününe iman eden, misafirine ikram etsin. Allahü teala ahirette her şeyin hesabını soracak.

Mümin demek, önce sen sonra ben demekdir. Büyükler buyurdular ki, “ Bütün insanlar üç sınıftır. Birinci kısımdakiler, (bunlar hayvan gibidir); Benimki benim, seninki de benim der. İkinci kısımdakiler, Benimki benim, seninki senin der. Üçüncü kısım, ise, seninki senin, benimki de senin diyenlerdir.

Dünyada en zor şey vermektir. Vermeye alışmalıdır, çünkü bir gün en kıymetli şeyinizi, yani canınızı vereceksiniz. Vermeye alışmayan, canını zor verir. Cömert insan, Rabbine kavuşmayı bekler.

Peygamberimiz “aleyhisselam” buyuruyorlar ki, “Dininizi İslam alimlerinin ağızlarından öğreniniz. “

Dinül mer’i, dinül halilihi. Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir. İyi arkadaş seçen kurtulur, kötü arkadaş seçen, inna lillah ve inna ileyhi raciun. Her taraf tuzak, bu tuzaklara düşmek çok kolaydır. Bu tuzakları bilen bir rehber olursa, korkmamalı. Hepimiz çok büyük tehlikedeyiz. Cenab-ı hak bu Cuma gününün, bu mübarek ayın hürmetine, son nefeste iman ile ölmeyi nasib etsin. Hadisi şerifte buyuruluyor ki; “ Birlikte rahmet vardır. Ayrılıkta azab-ı ilahi vardır”.

Şeytan ilk önce din kardeşinin aleyhinde konuşturur, kötületir. Eğer böyle bir dedikodu olursa, o ateşi hemen söndürmelidir. Başlangıçta söndürmeli. Dinlemek artarsa, çok felaket olur. Büyükler buyuruyor ki, “ Yanında din kardeşi kötülendiğinde, ona sus diyene, yüz şehid sevabı vardır”.

Huzurpınarı, zehirliok.net ailesinin muhterem üyelerinin, Cuma gününü tebrik ederiz. Müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.


[Huzur Pınarı Mail Grubu]


Maneviyat Kösesi