AIDS

1979'da ABD'de nedeni bilinmeyen ve henüz tedavisi bulunmayan, çoğunlukla ölümle sonuçlanan bir hastalık ortaya çıktı: AİDS. Ortaya çıkışından 1983 yılına kadar ABD'de 1300 kişide görülen bu hastalık, içlerinde Almanya, Fransa ve Danimarka'nın da bulunduğu 16 ülkede daha görülmüş ve 1983 yılı sonunda hastalığa yakalananların sayısı 2000 kişiyi aşmıştır.

Hastalık ilk olarak ABD'nin New-York, San Fransisco ve Los Angeles kentlerinde hemen hemen eşzamanlı olarak ortaya çıktı. İlk AİDS vakalarından biri, 1981 Ocak ayında boğaz ve yemek borusu mantarla kaplanmış olarak çok ağır bir durumda acil servise yatırılan 31 yaşında eşcinsel bir mankendi. Hasta çok kısa bir sürede aşırı derecede zayıfladığını belirtiyordu ve hastaneye başvurduğu tarihte 45 kiloya düşmüş durumdaydı. Mantar enfeksiyonu hastada bağışıklık yetersizliğini göstermekle birlikte, hastalığın belirtileri bilinen bağışıklık yetersizliklerinden hiçbirine benzemiyordu. Hastada iki hafta içinde ağır bir akciğer enfeksiyonu ve ateş gelişti ve "Pnömosistis
karini" saptandı. Ateş ve nefes darlığı belirtileri göstererek seyreden bu hastalık birkaç ay içinde iki hastada daha görüldü. İlki gibi eşcinsel olan bu hastalar da kısa zamada aşırı derecede zayıflayarak öldüler. Bu
vakalara hemen hemen eş zamanlı olarak New York Üniversitesi Deri Hastalıkları Kliniğine
Hodgkin's hastalığı şüphesi uyandıran ve bacaklarında lekeler bulunan bir hasta yatırıldı. Yapılan biyopsi sonucu hastada Kaposi sarkomunun varlığı saptandı.

Bu gelişmeler üzerine yapılan araştırmalarda, 1979'dan bu yana eşcinsellerde Kaposi sarkomunun oldukça sık görüldüğü belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre ABD'de seyrek görülen ve oldukça hafif seyreden genellikle yaşlılar ya da Akdeniz çevresinden gelen göçmenlerde ortaya çıkan bu hastalık, genç eşcinsellerde son derece ağır ve ölümle sonuçlanacak
şekilde seyretmekte ve iç organlara da sıçramaktaydı. 1981'deki bu ilk vakalarda, temel bulgu olarak nedeni bilinmeyen bir bağışıklık yetersizliği veya tümden, bağışıklık yokluğu saptandı. Bu nedenle hastalık "Acguired
İmmune-Deficiency Syndrome" (edinilmiş bağışıklık yetersizliği sendromu) ya da kısaca "AİDS" diye adlandırıldı.

Hastalık en sık olarak eşcinsellerde görülmekle beraber, damariçi uyuşturucu (eroin,
morfin) kullananlarda, göçmenlerde, hemofili hastalarında, ayrıca bu gruplardan hiçbirine girmeyen küçük çocuklarda da görülmektedir. Bu gruplara göre ABD'de saptanan hasta sayısı ve ölüm oranları şöyledir:



İlk klinik araştırmalar, hastalığın genellikle eşcinsellerde görülmesi nedeniyle yine onlar üzerinde yapıldı. Araştırmalar sonunda, hastalığa yakalanan eşcinsellerin, kontrol grubundaki hasta
olmayan eşcinsellere oranla daha fazla cinsel ilişkide bulundukları saptandı. Ayrıca yine hastalığa yakalanan eşcinsellerin, frengi,
belsoğukluğu, herpes gibi zührevi hastalıkların yanısıra birçok parazit hastalıklarına da yakalandıkları saptandı. Hastaların büyük bir kısmının cinsel etkinliği arttıran amil nitrit kullandıkları da araştırma sonuçları arasındaydı.

Bu ilk araştırmalar sonucunda, hastalığın amil nitrit kullanılmasına ya da çok miktarda sperm
absorbe edilmesine bağlı olduğu görüşü ileri sürüldü. Ancak daha sonra hastalığın amil nitnit kullanmayan ve aşırı cinsel etkinlik göstermeyen eşcinsellerde de görülmesi bu görüşü çürüttü.

Bir diğer görüşe göre, birçok hastalığa yakalanılması sonucu vücudun savunma sisteminin
iflas etmesi, bağışıklık yetersizliğinin ortaya çıkması fırsatçı enfeksiyonlara elverişli bir zemin hazırlıyordu. Kaposi
sarkomu rahatça gelişebiliyordu. Ancak AİDS'e yakalanan birçok hastanın daha önce önemli hastalıklar geçirmediklerinin belirlenmesi sonucu bu görüş de önemini yitirdi.

AİDS devamlı yorgunluk, ateş, ishal, gece terlemeleri, boyun,
koltukaltı, kasık ve lenf bezlerinin şişmesi gibi pek ciddi sayılamayacak
belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Hastalık, başlangıç aşamasında basit bir soğuk algınlığı ya da gribe benzer
belirtilerle seyretmektedir:

Yapılan araştırmalara göre, vakaların tümünde hastalık ölümle sonuçlanmamakta ve hatta bir kısmı bütünüyle sağlığına kavuşmaktadır.

Hastalığa yakalananların 1/3 ünde Kaposi sarkomu gelişmekte, geri kalanlarda ise, ortalama yaşam süresi 7 ay olan PCP, merkezi sinir sistemini tahrip eden bir tür herpes ya da beyinde ciddi yıkımlara neden olan toksoplasmos gibi paraziter enfeksiyonlar görülmektedir.
Hepatit B olarak adlandırılan bir virüs hastalığının AİDS'e neden olabileceği
bile düşünülmüştür. Hepatib B virüsü, kan, meni, tükrük, ter ve sümük gibi vücut sıvılarında bulunmaktadır.
O halde, bu yeni hastalıkta kişiden kişiye bu sıvılar aracılığı ile
bulaşan bir virüs hastalığı olamaz mı ? Sonunda AIDS'e yolaçan
bir virüs tespit edilebildi ama bu kesinlikle Hepatit B virüsü değildi.
Bu yeni virüs HIV idi. Uyuşturucu kullananlarda hastalık özellikle aynı şırınga ile damara enjeksiyon
yapanlarda görülmektedir. Ayrıca zaten bunların %51 ini yine eşcinseller oluşturmaktadır.

AİDS'in ne şekilde bulaştığı sorusunu yanıtlayabilmek için birçok laboratuvar deneyi yapıldı. Hastalardan alınan kan, vücut salgıları ve dokular, fare, kedi ve köpek gibi
hayvanlara uygulandı. Fakat hayvanların hiçbirinde hastalık gelişmedi. Ancak bir grup şempanze üzerinde yapılan aynı tür deneyler sonucunda
hayvanlarda AİDS'e benzer bağışıklık yetersizliği belirtileri ortaya çıktı. 77 maymunun 27 'sinde bezlerde şişme, ishal, ateş, zayıflama ve çok seyrek görülen bir tür deri kanseri saptandı.
Maymunlardan birçoğu ağır enfeksiyonlara yakalanarak 18 ay içerisinde öldüler.Bugün
için bulaşması ile ilgili bilinen ; HIV günlük yaşamda, aynı odada
bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçemez.

Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı, el sıkma,
deriye dokunmak, okşama, kucaklama, yanaktan ve elden öpme,
yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon,
tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam, Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması,
kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak HIV’in bulaşmasına neden
olmaz.

Tedavisinde henüz kesin bir başarı sağlanamayan AİDS hakkında
bilimsel araştırmalar hala devam etmektedir.

kardesim allah korusun ben bir almanin nasil eridigini yördüm allah düsmanima dahi vermesin zor.

amin kardeşim, ahir zaman hastalığı diyorum ben bu hastalığa.

yoldan sapınca böyle sonuçlar ortaya çıkıyor. bugün şahit olunan sapkınlıkları geçmişte yaşayan kavimlerin başlarına neler geldiğini hiç düşünmüyor muyuz? nasıl bir azaba tutulduklarını unuttuk mu? hiç korkmuyor gibiyiz, hiç ibret almıyoruz.

allah sonumuzu hayreylesin.

AMIN:


Sağlıklı Yasam