İslâmî Tâbirlerimiz: İFFET

Halis ECE

İSLÂMÎ TÂBİRLERİMİZ: “İFFET”


İffet” lûgatte haramlardan geri durmak, tok gönüllü olmak, insanlardan bir şey istemekten çekinmek, yüz suyu dökmemek, nâmusunu korumak ve temizlik gibi mânâlara gelir.

Ahlâk-ı Âlâî’de Alâuddîn Ali Efendi iffeti şöyle târif eder:

“İffet, aklın güzel gördüğü, şerîatin tecvîz ettiği yeme-içme ve evlenme gibi hususlarda i‘tidâl üzere bulunmaktır. Bunun yokluğu fücûrdur ki, aklın ve şerîatin çerçevesini aşarak haramlara ve mekruhlara el uzatmak, kötü ve çirkin şeyleri tatmaktır."
(1)

Görüldüğü üzere iffetin, lûgavî mânâsı ile ıstılâhî mânâsı arasında hemen hemen hiç fark yok gibidir. Kur’ân-ı Kerim ve hadîs-i şeriflerde iffet, iki mânâda kullanılmıştır:

1. Şehevî hislerin sürükleyeceği haramlardan korunmak, yani nâmusunu muhâfaza etmek mânâsınadır. Nitekim âyet-i kerimede şöyle buyurulmuştur:

“Evlenme arzuları kalmayan, ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara, zînetlerini açığa vurmamak şartıyla dış giyeceklerini çıkarmalarında kendilerine bir vebâl yoktur. Ama iffetli davranmaları (dış giyeceklerini de çıkarmamaları) kendileri için daha hayırlıdır. Allah hakkıyla işiten ve bilendir.” (2)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde buyururlar ki:

“Üç kişiye Allâh’ın yardımı haktır (mutlaka Allah’tan yardım görürler):
a) Allah yolunda cihad eden,
b) İffetini korumak için evlenen,
c) Bedelini ödeyerek kendini âzâd ettirmek için antlaşma imzalayan köle (mükâteb).”
(3)

2. İnsanlardan bir şey istemeyen, tok gönüllü, yüz suyu dökmeyen, haysiyetli müstağnî kişi mânâsınadır. Kur’ân-ı Kerim’de buyuruluyor ki:

“(Sadakalarınızı), kendilerini Allah yolunda cihâda adamış, Allâh’a tâatten başka bir düşüncesi olmayan, o sebeple yeryüzünde dolaşıp kazanmaya imkân bulamayan, iffetlerinden dolayı (ne halde bulunduklarını) bilmeyenin, onları zengin sandığı fakirlere verin. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Yaptığınız her hayrı, şüphe yok ki Allah tamamen bilir.” (4)

Başka bir âyet-i celîlede de, “(Yetimin velîsi, yani malını idare eden kişi) zengin ise, iffetli davransın. (Yetimin malına karşı tok gönüllü olsun.) Yoksul olan da, mâruf bir şekilde (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin” (5) buyurulmuştur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz ise bir hadîs-i şeriflerinde, fakir fakat iffetli kişinin, cennet ehlinden olduğunu bildirmişlerdir. (6)

Yine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), kişi için bütün çareler tükenmedikçe, dilenmeyi yasaklamışlardır. (7)

DİPNOTLAR
(1) Ahlâk-ı Âlâî, Alâuddîn Ali Efendi, 1, 58.
(2) Nûr sûresi, 60.
(3) Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2, 251.
(4) Bakara sûresi, 273.
(5) Nisâ sûresi, 6
(6) Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4, 162.
(7) Ebû Dâvud, Sünen, Zekât, 28.

Teşekkürler.Allah razi olsun...


Gençlik ve Sorunları